Sühanın Blog Sayfası
30/8/2009
-
30 Ağustos Zafer Bayramı
30/8/2009
-
30 Ağustos Zafer Bayramı
6/7/2009
-
Maziden...

Uzun zaman olmuş bir kaç tuşa dokunmayalı. Neredeyse 2 yıl. Zaman durmamış, hep yuvarlanmış. Hayat sınavı sürmüş. Arayışlar, yeni umutlar, düş kırıklıkları. koşuşturma bitmemiş öyle yada böyle.
blogum, uzun süre aradan sonra maziden çıka gelen bir merhaba sana. |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/7/2007
-
Çok etkileyici bir resim
"Dünyada her şey karşılıklı.
Bugün biz toprağın üzerindeyiz,
yarın ise o bizim üzerimizde olacak."

ATAMIZIN NAAŞI ANITKABİR'E GİDERKEN BİR ARA SOKAKTA SADECE 3
SANİYELİĞİNE ATAMIZIN NAAŞINA SON BİR SAYGI VAZİFESİ OLARAK TOPLANAN
BU KALABALIK HALKIMIZ DEĞİLDE KİMDİR..AYRICA PENCERELERE DİKKAT EDİN
HER YER İNSANLA DOLU.AYRICA BU KALABALIĞA NAAŞIN BAŞINDAKİ 3 ASKER ÇOK
ŞAŞIRMIŞ OLACAK Kİ BAKIN NASILDA ŞAŞKINLIKLA İNSANLARA BAKIYOLAR... |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/7/2007
-
Dünyanın en tuhaf mahluku
akrep gibisin kardeşim, korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
serçe gibisin kardeşim, serçenin telaşı içindesin.
midye gibisin kardeşim, midye gibi kapalı, rahat.
ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. bir değil, beş değil, yüz milyonlarlasın maalesef.
koyun gibisin kardeşim, gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılı verirsin hemen ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, hani şu derya içre olup deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
Nazım Hikmet RAN |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/3/2007
-
Hayatta kararlar birer kibrittir
| HAYATTA KARARLAR BIRER KIBRIT' TIRAdamin biriBilge bir kral olmakla un salmis olankralin yanina gider.Krala sunu sorar'Efendim soyleyin bana hayatta ozgurluk var midir? 'Kral 'Elbette' der,'Kac bacagin var senin? 'Adam soruya sasirarak 'İki efendim' der.Kral 'Pekala, tek bacaginin ustunde durabilir misin? ''Elbette' diye cevap verir adam.Kral 'O halde hangi bacagin ustunde duracagina karar ver'.Adam biraz dusunur ve sol bacagi ustunde durmaya karar verir. 'Tamam' der kral'Simdi de oteki bacagini kaldir.'Adam sasirir 'Bu imkansiz kralim' der.'Gordun mu? ' der kral 'Ozgurluk budur.Sadece ilk karari almakta ozgursun.Ondan sonrasinda degil.'Tiziano Terzani'nin "Atlikarincada Bir Tur Daha" adli kitabinda Okudugum bu kucuk oyku yillardir tartisilan ozgurluk kavramiuzerinde bir kez daha dusunmeme yol acti.Hayat gercekten boyleydi.İlk karari aliyordun ve gerisi o ilk karara bagli olarakgerceklesiyordu.Hayat hata kabul etmiyordu.İlk kararin dogruysa isler yolunda gidiyorduama eger yanlis bir karar aldiysan,hersey zincirleme yanlis gidiyordu.Mesela meslegini secerken...Hasbelkader, iyi dusunmeden, yeteneklerinin farkinda olmaksizinbir meslek sectiginde omur boyu isini zorla yapmayamahkum oluyordun.İsinin basindayken baska bir is yapmayi ozluyordun.Ama biliyordun ki; ozgurlugunu kullanmis ilk karari vermistin veYeniden baslama cesaretin yoktu.Bazi insanlar vardi hayatta...Onlar ise her seyi ardlarinda birakip yeniden baslayacak kadarcesurlardi. Ama sen onlardan biri olamiyordun.Bunca emek bunca calismayi sanki copmus gibi bir cirpidaativeremiyordun.Oysa goz ardi ettigin bir sey vardi. Hayat cok kisaydiVe mutsuz oldugun islerle zaman oldurmekayni zamanda ruhunu oldurmekle es anlamliydi.Evlilik konusunda da iyi karar vermek gerekiyordu.Yanlis bir karar ayni evde yasayan iki dusman yaratabilirdi.Ask zorunluluga donusebilir ve hayatini cehenneme cevirebilirdi.İlk karari aliyordun, bu konuda ozgurdunama devaminda senin kararina bagli olmayanpek cok sey gerceklesiyordu.Hayat kararlardan ibaretti ve kararlar birer kibritti.Dogru yerde ateslediginde seni isitacak ates,corbani kaynatacak ates oluyordu,yanlis yerde atesledigin vakit iseicinde bulundugun evle birlikte seni de yakiyordu.Hayat oyle basite alinacak bir oyun degildi.Oyunun kurallarini bilmen ve ona gore oynaman gerekiyordu.Ama cogu zaman oyunun kurallarini bilmek yetmiyordu.Cok daha onemli olan baska bir sey vardi.Kendini bilmek...Ne istedigini, neyin seni mutlu edecegini ve kim oldugunu,Neler yapabilecegini bilmek zorundaydin.Ancak o zaman dogru kararlar veriyor vemutlu bir hayata sahip oluyordun.Ve kararlar birer kibritti...Ya kendini yakiyordun ya da isitiyordun... |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/3/2007
-
Yorumsuz Slayt Gösterisi
8/3/2007
-
Eduardo Galeano'dan..
| Hastalık derecesinde eğriyi doğruyu hesaplayarak ömür geçmez, çünkü hayatı, kasmadan yaşamak gerek. Uruguaylı yazar Eduardo Galeano, Yürüyen Kelimeler adlı kitabında, Başarılı Adam üzerine Pencere adlı denemesinde şöyle diyor: "Uzaklığı hesaplamadan aya bakamaz. Çıkacak odunu hesaplamadan ağaca bakamaz. Fiyatını hesaplamadan bir tabloya bakamaz. Kaloriyi hesaplamadan bir menü'ye bakamaz. Avantajlarını hesaplamadan bir adama bakamaz. Riski hesaplamadan bir kadına bakamaz." Bu kadar hesapçı olunduğunda, başarılı olmak belki mümkün, ama böyle elde edilen başarının mutluluk getirmesi mümkün değil. Hastalık derecesinde eğriyi doğruyu hesaplayarak ömür geçmez, çünkü hayatı, kasmadan yaşamak gerek. Kendinizi atlı bir arabanın sürücüsü olarak hayal edin. Atlar hayatınızı sembolize etsin. Önünüzdeki atların dizginlerini elden bırakmayacaksınız. Yön vereceksiniz. Motive edeceksiniz. Gözünüzü yoldan ayırmayacaksınız. Ama çok da sıkmayacaksınız dizginleri. Hayatınızı hem planlayacaksınız, nereye gideceğinizi bileceksiniz hem de geçtiğiniz yolda o arabayı sürmekten keyif alacaksınız. Nerelerden geçtiğinizi gözünüze, gönlünüze sindireceksiniz. Fazla ince eleyip sık dokursanız, günleri kendinize zehir edersiniz. Biraz da olsa macerayı göze almalısınız. Hayatınızı planlayarak, akışına bırakmalısınız. Yarınki işlerinizi, sorunlarınızı düşünerek, bugünü elinizden kaçırmayın. Korktuğunuzun başınıza gelebileceğini unutmayın. Nitekim Galeano’da aynı fikirde ki bakın yine aynı kitapta Korku Üzerine nasıl bir pencere açmış: "Aç adam kahvaltıda korku yer. Sessizlik korkusu sokakları sarsar. Korku tehdit eder. Eğer aşık olursanız, AIDS olursunuz. Sigara içerseniz kanser olursunuz. Nefes alırsanız zehirlenirsiniz. İçki içerseniz, kaza yaparsınız. Yemek yerseniz, kolesterolünüz yükselir. Konuşursanız, işsiz kalırsınız. Yürürseniz, saldırıya uğrarsınız. Düşünürseniz, acı çekersiniz. Şüphe ederseniz, acı çekersiniz. Hissederseniz, yalnız kalırsınız." Bunlar doğru olsa da, kuruntu haline getirmeyin. Korkunun ecele faydası yoktur, sözünü bilirsiniz. Hesaplı kitaplı, yasaklamalarla dolu bir hayat, belki ömrünüzü uzatır ama, yaşadığınızı anlamadıktan sonra neye yarar? Şu söz de akıldan çıkmamalı hatta hiç. "Korkaklar her gün ölür, cesurlar bir kez". Korkularınızı yenin. Kendinizi sevin. Ödülünüz olan yaşamın, tadını çıkarmaya bakın. |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/3/2007
-
TURKISH PRESIDENT IN ATATURK
1/3/2007
-
Sarhoş olun..
| Hep sarhoş olmalı. Her şey bunda; tek sorun bu. Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman’ın korkunç ağırlığını duymamak için durmamacasına sarhoş olmalısınız. Ama neyle? ... Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun... Ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üstünde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş bir durumda uyanırsanız, sorun, yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan her şeye sorun; “Saat kaç?” deyin. Yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir yanıtı size: “Sarhoş olma saatidir! Zamanın inim inim inletilen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına!.. Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz...” * * * Baudelaire |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|